TurkishEnglishExampleActions
merhabaA1
helloPhrase
Merhaba, nasılsınız?Hello, how are you?
benA1
IPronoun
Ben öğrenciyim.I am a student.
senA1
youPronoun
Sen nerelisin?Where are you from?
oA1
he/she/itPronoun
O öğretmen.He/She is a teacher.
bizA1
wePronoun
Biz Türkçe öğreniyoruz.We are learning Turkish.
ikiA1
twoNumeral
İki kahve lütfen.Two coffees please.
üçA1
threeNumeral
Üç gün buradayım.I'm here for three days.
bugünA1
todayAdverb
Bugün hava güzel.The weather is nice today.
yarınA1
tomorrowAdverb
Yarın görüşürüz!See you tomorrow!
dünA1
yesterdayAdverb
Dün İstanbul'daydım.I was in Istanbul yesterday.
güzelA1
beautiful / niceAdjective
Çok güzel bir şehir.A very beautiful city.
teşekkür ederimA1
thank youPhrase
Yardımınız için teşekkür ederim.Thank you for your help.
lütfenA1
pleaseAdverb
Bir su lütfen.Some water, please.
evetA1
yesAdverb
Evet, anlıyorum.Yes, I understand.
hayırA1
noAdverb
Hayır, teşekkürler.No, thank you.
neA1
whatPronoun
Bu ne?What is this?
kimA1
whoPronoun
Bu kim?Who is this?
neredeA1
whereAdverb
Tuvalet nerede?Where is the bathroom?
nedenA1
whyAdverb
Neden geç kaldın?Why are you late?
varA1
there is / haveAdjective
Bir sorun var mı?Is there a problem?
yokA1
there isn't / don't haveAdjective
Para yok.There is no money.
veA1
andConjunction
Çay ve kahve.Tea and coffee.
amaA1
butConjunction
İyi ama pahalı.Good but expensive.
çokA1
very / much / manyAdverb
Çok güzel!Very beautiful!
azA1
little / fewAdjective
Biraz su lütfen.A little water please.
büyükA1
big / largeAdjective
Büyük bir ev.A big house.
küçükA1
small / littleAdjective
Küçük bir sorun.A small problem.
evA1
home / houseNoun
Eve gidiyorum.I'm going home.
anneA1
mother / momNoun
Annem evde.My mother is at home.
babaA1
father / dadNoun
Babam doktor.My father is a doctor.
suA1
waterNoun
Su içiyorum.I'm drinking water.
gitmekA1
to goVerb
Okula gidiyorum.I'm going to school.
gelmekA1
to comeVerb
Buraya gel!Come here!
yapmakA1
to do / to makeVerb
Ne yapıyorsun?What are you doing?
istemekA1
to wantVerb
Çay istiyorum.I want tea.
görmekA1
to seeVerb
Seni görmek istiyorum.I want to see you.
vermekA1
to giveVerb
Bana ver.Give it to me.
bilmekA1
to knowVerb
Bilmiyorum.I don't know.
söylemekA1
to say / to tellVerb
Ne söyledin?What did you say?
içinA1
forPostposition
Senin için.For you.
ileA1
withPostposition
Seninle gelmek istiyorum.I want to come with you.
buA1
thisPronoun
Bu nedir?What is this?
şuA1
that (near)Pronoun
Şu araba benim.That car is mine.
oA1
that / he / she / itPronoun
O ev çok güzel.That house is very beautiful.
zamanA1
timeNoun
Zaman yok.There's no time.
haftaA1
weekNoun
Bir hafta tatil.One week vacation.
ayA1
month / moonNoun
Bir ay sonra.In one month.
yılA1
yearNoun
Geçen yıl.Last year.
saatA1
hour / clock / watchNoun
Saat kaç?What time is it?
dakikaA1
minuteNoun
Beş dakika bekle.Wait five minutes.
adamA1
manNoun
Bu adam kim?Who is this man?
kadınA1
womanNoun
Kadın bir doktor.The woman is a doctor.
çocukA1
child / kidNoun
Çocuk okula gidiyor.The child is going to school.
arkadaşA1
friendNoun
En iyi arkadaşım.My best friend.
paraA1
moneyNoun
Param yok.I don't have money.
işA1
work / jobNoun
İşe gidiyorum.I'm going to work.
okulA1
schoolNoun
Okul bitti.School is over.
şehirA1
cityNoun
Güzel bir şehir.A beautiful city.
yerA1
place / groundNoun
İyi bir yer.A good place.
buradaA1
hereAdverb
Burada otur.Sit here.
oradaA1
thereAdverb
Orada bekle.Wait there.
şimdiA1
nowAdverb
Şimdi gel!Come now!
sonraA1
after / laterAdverb
Sonra görüşürüz.See you later.
önceA1
beforeAdverb
Yemekten önce.Before eating.
hepA1
alwaysAdverb
Hep buradayım.I'm always here.
hiçA1
never / everAdverb
Hiç gitmedim.I never went.
hoş geldinizA1
welcomePhrase
Hoş geldiniz!Welcome!
görüşürüzA1
see you / goodbyeVerb
Yarın görüşürüz.See you tomorrow.
güle güleA1
goodbye (said by person staying)Phrase
Güle güle!Goodbye!
hoşça kalA1
goodbye (said by person leaving)Phrase
Hoşça kal!Goodbye!
ekmekA1
breadNoun
Ekmek istiyorum.I want bread.
çayA1
teaNoun
Bir çay lütfen.A tea please.
kahveA1
coffeeNoun
Türk kahvesi içiyorum.I'm drinking Turkish coffee.
dörtA1
fourNumeral
Dört kişi.Four people.
beşA1
fiveNumeral
Beş dakika.Five minutes.
altıA1
sixNumeral
Saat altı.Six o'clock.
yediA1
sevenNumeral
Yedi gün.Seven days.
sekizA1
eightNumeral
Sekiz saat.Eight hours.
dokuzA1
nineNumeral
Dokuz yaşındayım.I am nine years old.
onA1
tenNumeral
On lira.Ten liras.
sıfırA1
zeroNumeral
Sıfır derece.Zero degrees.
yüzA1
hundred / faceNumeral
Yüz lira.One hundred liras.
binA1
thousandNumeral
Bin kişi.One thousand people.
kişiA1
personNoun
Üç kişi.Three people.
şeyA1
thingNoun
Güzel bir şey.A beautiful thing.
adA1
nameNoun
Adın ne?What is your name?
on birA1
elevenNumeral
On bir saat.Eleven o'clock.
on ikiA1
twelveNumeral
On iki öğrenci var.There are twelve students.
on üçA1
thirteenNumeral
On üç yaşında.Thirteen years old.
on dörtA1
fourteenNumeral
On dört gün.Fourteen days.
on altıA1
sixteenNumeral
On altı kişi geldi.Sixteen people came.
on yediA1
seventeenNumeral
On yedi lira.Seventeen liras.
on sekizA1
eighteenNumeral
On sekiz yaşındayım.I am eighteen years old.
on dokuzA1
nineteenNumeral
On dokuz saat çalıştım.I worked nineteen hours.
yirmiA1
twentyNumeral
Yirmi kişi.Twenty people.
kırkA1
fortyNumeral
Kırk yaşında.Forty years old.
elliA1
fiftyNumeral
Elli lira.Fifty liras.
altmışA1
sixtyNumeral
Altmış kilo.Sixty kilos.
yetmişA1
seventyNumeral
Yetmiş yıl.Seventy years.
seksenA1
eightyNumeral
Seksen sayfa.Eighty pages.
doksanA1
ninetyNumeral
Doksan derece.Ninety degrees.
yüzA1
one hundredNumeral
Yüz tane.One hundred pieces.
pazartesiA1
MondayNoun
Pazartesi okula gidiyorum.I'm going to school on Monday.
salıA1
TuesdayNoun
Salı günü görüşürüz.We'll meet on Tuesday.
çarşambaA1
WednesdayNoun
Çarşamba sınavım var.I have an exam on Wednesday.
perşembeA1
ThursdayNoun
Perşembe günü buluşalım.Let's meet on Thursday.
cumaA1
FridayNoun
Cuma akşamı sinemaya gidiyoruz.We're going to the cinema on Friday evening.
cumartesiA1
SaturdayNoun
Cumartesi pazar günleri tatil.Saturday and Sunday are holidays.
pazarA1
SundayNoun
Pazar günü aileme gidiyorum.I'm going to my family on Sunday.
ocakA1
JanuaryNoun
Ocak ayında kar yağar.It snows in January.
şubatA1
FebruaryNoun
Şubat kısa bir ay.February is a short month.
martA1
MarchNoun
Mart ayında bahar başlar.Spring starts in March.
nisanA1
AprilNoun
Nisan'da hava ısınıyor.The weather is warming in April.
mayısA1
MayNoun
Mayıs çok güzel bir ay.May is a very beautiful month.
haziranA1
JuneNoun
Haziran'da tatil başlıyor.Vacation starts in June.
temmuzA1
JulyNoun
Temmuz çok sıcak.July is very hot.
ağustosA1
AugustNoun
Ağustos'ta denize gidiyoruz.We're going to the sea in August.
eylülA1
SeptemberNoun
Eylül'de okul açılıyor.School opens in September.
ekimA1
OctoberNoun
Ekim'de sonbahar geliyor.Autumn comes in October.
kasımA1
NovemberNoun
Kasım yağmurlu bir ay.November is a rainy month.
aralıkA1
DecemberNoun
Aralık ayında kar yağar.It snows in December.
sabahA1
morningNoun
Sabah erken kalkıyorum.I wake up early in the morning.
akşamA1
eveningNoun
Akşam eve geliyorum.I'm coming home in the evening.
geceA1
nightNoun
Gece uyuyorum.I sleep at night.
öğleden önceA1
before noon / a.m.Phrase
Öğleden önce çalışıyorum.I work in the morning.
öğleden sonraA1
afternoon / p.m.Phrase
Öğleden sonra spor yapıyorum.I exercise in the afternoon.
gece yarısıA1
midnightPhrase
Gece yarısında uyuyorum.I sleep at midnight.
geçeA1
past (time)Postposition
Beşi on geçe.Ten past five.
kalaA1
to (time)Postposition
Beşe beş kala.Five to five.
buçukA1
halfAdjective
Saat üç buçuk.It's half past three.
çeyrekA1
quarterNoun
Bir çeyrek saat.A quarter hour.
saniyeA1
secondNoun
Bir saniye bekle.Wait a second.
bu sabahA1
this morningPhrase
Bu sabah kahvaltı yaptım.I had breakfast this morning.
bu akşamA1
this evening / tonightPhrase
Bu akşam sinemaya gidiyoruz.We're going to the cinema tonight.
bu geceA1
tonightPhrase
Bu gece evdeyim.I'm at home tonight.
dün geceA1
last nightPhrase
Dün gece geç yattım.I went to bed late last night.
yarın sabahA1
tomorrow morningPhrase
Yarın sabah erken kalkacağım.I'll wake up early tomorrow morning.
geçen haftaA1
last weekPhrase
Geçen hafta İstanbul'daydım.I was in Istanbul last week.
gelecek haftaA1
next weekPhrase
Gelecek hafta sınavım var.I have an exam next week.
bu haftaA1
this weekPhrase
Bu hafta çok meşgulüm.I'm very busy this week.
geçen ayA1
last monthPhrase
Geçen ay yeni bir iş buldum.I found a new job last month.
gelecek ayA1
next monthPhrase
Gelecek ay tatile gidiyoruz.We're going on vacation next month.
bu yılA1
this yearPhrase
Bu yıl Türkçe öğreniyorum.I'm learning Turkish this year.
yemekA1
meal / foodNoun
Akşam yemeği hazır.Dinner is ready.
etA1
meatNoun
Et yemek istiyorum.I want to eat meat.
tavukA1
chickenNoun
Tavuk çok lezzetli.The chicken is very delicious.
balıkA1
fishNoun
Balık taze mi?Is the fish fresh?
sebzeA1
vegetableNoun
Sebze çok sağlıklı.Vegetables are very healthy.
meyveA1
fruitNoun
Taze meyve seviyorum.I love fresh fruit.
elmaA1
appleNoun
Bir elma yiyorum.I'm eating an apple.
portakalA1
orangeNoun
Portakal suyu lütfen.Orange juice please.
muzA1
bananaNoun
Muz çok tatlı.The banana is very sweet.
domatesA1
tomatoNoun
Salata için domates alıyorum.I'm buying tomatoes for salad.
salatalıkA1
cucumberNoun
Salatalık taze.The cucumber is fresh.
patatesA1
potatoNoun
Patates kızartması istiyorum.I want french fries.
soğanA1
onionNoun
Soğan sevmiyorum.I don't like onions.
sarımsakA1
garlicNoun
Sarımsak çok sağlıklı.Garlic is very healthy.
peynirA1
cheeseNoun
Beyaz peynir istiyorum.I want white cheese.
tereyağıA1
butterNoun
Tereyağı ekmek üzerine sürüyorum.I'm spreading butter on bread.
yoğurtA1
yogurtNoun
Yoğurt sağlıklı bir yiyecek.Yogurt is a healthy food.
sütA1
milkNoun
Süt içiyorum.I'm drinking milk.
yumurtaA1
eggNoun
Yumurta pişiriyorum.I'm cooking eggs.
balA1
honeyNoun
Bal çok tatlı.Honey is very sweet.
reçelA1
jamNoun
Çilek reçeli seviyorum.I love strawberry jam.
zeytinA1
oliveNoun
Siyah zeytin istiyorum.I want black olives.
biberA1
pepper / bell pepperNoun
Biber acı.The pepper is spicy.
şekerA1
sugarNoun
Şeker ister misin?Do you want sugar?
limonA1
lemonNoun
Limon suyu içiyorum.I'm drinking lemon juice.
ayranA1
ayran (yogurt drink)Noun
Ayran çok serinletici.Ayran is very refreshing.
meyve suyuA1
fruit juicePhrase
Meyve suyu içmek istiyorum.I want to drink fruit juice.
pastaA1
cakeNoun
Doğum günü pastası yaptım.I made a birthday cake.
dondurmaA1
ice creamNoun
Dondurma seviyorum.I love ice cream.
çikolataA1
chocolateNoun
Çikolata yiyorum.I'm eating chocolate.
kurabiyeA1
cookie / biscuitNoun
Kurabiye pişirdim.I baked cookies.
lokumA1
Turkish delightNoun
Lokum çok tatlı.Turkish delight is very sweet.
baklavaA1
baklavaNoun
Baklava çok lezzetli.Baklava is very delicious.
börekA1
börek (pastry)Noun
Peynirli börek istiyorum.I want cheese börek.
simitA1
simit (sesame bread ring)Noun
Simit alıyorum.I'm buying simit.
menemenA1
menemen (Turkish scrambled eggs)Noun
Kahvaltıda menemen yiyorum.I'm eating menemen for breakfast.
menüA1
menuNoun
Menü görebilir miyim?Can I see the menu?
garsonA1
waiterNoun
Garson çağırıyorum.I'm calling the waiter.
peçeteA1
napkinNoun
Peçete getirir misin?Can you bring a napkin?
açA1
hungryAdjective
Çok açım.I'm very hungry.
tokA1
full (not hungry)Adjective
Tokum, teşekkürler.I'm full, thank you.
susuzA1
thirstyAdjective
Çok susadım.I'm very thirsty.
aileA1
familyNoun
Ailem çok büyük.My family is very big.
kardeşA1
sibling / brother or sisterNoun
İki kardeşim var.I have two siblings.
abiA1
older brotherNoun
Abim üniversitede okuyor.My older brother is studying at university.
ablaA1
older sisterNoun
Ablam öğretmen.My older sister is a teacher.
erkek kardeşA1
brotherPhrase
Erkek kardeşim var.I have a brother.
kız kardeşA1
sisterPhrase
Kız kardeşim yok.I don't have a sister.
dedeA1
grandfatherNoun
Dedem yaşlı.My grandfather is old.
nineA1
grandmotherNoun
Ninem yemek yapıyor.My grandmother is cooking.
büyükanneA1
grandmotherNoun
Büyükanneme gidiyorum.I'm going to my grandmother's.
büyükbabaA1
grandfatherNoun
Büyükbabam doktor.My grandfather is a doctor.
teyzeA1
aunt (mother's sister)Noun
Teyzem İstanbul'da yaşıyor.My aunt lives in Istanbul.
dayıA1
uncle (mother's brother)Noun
Dayım mühendis.My uncle is an engineer.
halaA1
aunt (father's sister)Noun
Halam Ankara'da.My aunt is in Ankara.
amcaA1
uncle (father's brother)Noun
Amcam çiftçi.My uncle is a farmer.
kuzenA1
cousinNoun
Kuzenlerim geliyor.My cousins are coming.
yeğenA1
niece / nephewNoun
Yeğenim çok tatlı.My niece/nephew is very sweet.
oğulA1
sonNoun
Oğlum okula gidiyor.My son is going to school.
kızA1
daughter / girlNoun
Kızım çok zeki.My daughter is very smart.
bebekA1
babyNoun
Bebek uyuyor.The baby is sleeping.
erkekA1
male / man / boyNoun
Erkek çocuk.Boy child.
kız çocukA1
girl childPhrase
Kız çocuğum var.I have a daughter.
erkek çocukA1
boy childPhrase
İki erkek çocuğum var.I have two sons.
sevgiliA1
boyfriend / girlfriend / belovedNoun
Sevgilim çok iyi.My boyfriend/girlfriend is very good.
nişanlıA1
fiancé / fiancéeNoun
Nişanlım Ankara'da.My fiancé is in Ankara.
komşuA1
neighborNoun
Komşum çok iyi.My neighbor is very good.
öğretmenA1
teacherNoun
Öğretmenim çok iyi.My teacher is very good.
öğrenciA1
studentNoun
Üniversite öğrencisiyim.I am a university student.
doktorA1
doctorNoun
Doktora gidiyorum.I'm going to the doctor.
hemşireA1
nurseNoun
Hemşire hastanede çalışıyor.The nurse works at the hospital.
polisA1
police officerNoun
Polis yardım ediyor.The police officer is helping.
mühendisA1
engineerNoun
Mühendis olacağım.I will become an engineer.
avukatA1
lawyerNoun
Avukat mahkemede.The lawyer is in court.
müdürA1
manager / directorNoun
Müdürle konuşmak istiyorum.I want to speak with the manager.
patronA1
bossNoun
Patronum çok iyi.My boss is very good.
işçiA1
workerNoun
İşçiler çalışıyor.The workers are working.
memurA1
civil servant / clerkNoun
Devlet memuruyum.I am a civil servant.
başkanA1
president / chairmanNoun
Başkan konuşuyor.The president is speaking.
insanA1
person / humanNoun
İyi bir insansın.You are a good person.
herkesA1
everyone / everybodyPronoun
Herkes hazır mı?Is everyone ready?
kimseA1
nobody / anybodyPronoun
Kimse yok.Nobody is here.
birisiA1
someone / somebodyPronoun
Birisi geliyor.Someone is coming.
biriA1
one / someonePronoun
Biri telefon etti.Someone called.
diğeriA1
the other onePronoun
Biri beyaz, diğeri siyah.One is white, the other is black.
yaşA1
ageNoun
Yaşın kaç?How old are you?
doğum günüA1
birthdayPhrase
Doğum günün kutlu olsun!Happy birthday!
etmekA1
to do / to makeVerb
Yardım etmek istiyorum.I want to help.
düşünmekA1
to thinkVerb
Seni düşünüyorum.I'm thinking of you.
konuşmakA1
to speak / to talkVerb
Türkçe konuşuyorum.I speak Turkish.
anlamakA1
to understandVerb
Anlıyor musun?Do you understand?
okumakA1
to readVerb
Kitap okuyorum.I'm reading a book.
yazmakA1
to writeVerb
Mektup yazıyorum.I'm writing a letter.
dinlemekA1
to listenVerb
Müzik dinliyorum.I'm listening to music.
duymakA1
to hearVerb
Seni duyuyorum.I hear you.
bakmakA1
to lookVerb
Bana bak.Look at me.
seyretmekA1
to watchVerb
Film seyrediyorum.I'm watching a movie.
çalışmakA1
to work / to studyVerb
Çok çalışıyorum.I work a lot.
öğrenmekA1
to learnVerb
Türkçe öğreniyorum.I'm learning Turkish.
öğretmekA1
to teachVerb
Türkçe öğretiyorum.I teach Turkish.
hatırlamakA1
to rememberVerb
Seni hatırlıyorum.I remember you.
unutmakA1
to forgetVerb
Adını unuttum.I forgot your name.
beklemekA1
to waitVerb
Seni bekliyorum.I'm waiting for you.
başlamakA1
to begin / to startVerb
Film başlıyor.The movie is starting.
bitirmekA1
to finish / to endVerb
İşimi bitirdim.I finished my work.
bitmekA1
to end / to be finishedVerb
Film bitti.The movie ended.
devam etmekA1
to continueVerb
Çalışmaya devam ediyorum.I continue working.
durmakA1
to stop / to standVerb
Burada dur.Stop here.
kalkmakA1
to get up / to stand upVerb
Sabah erken kalkıyorum.I get up early in the morning.
oturmakA1
to sit / to liveVerb
Burada otur.Sit here.
yatmakA1
to lie down / to go to bedVerb
Erken yatıyorum.I go to bed early.
uyumakA1
to sleepVerb
İyi uyuyorum.I sleep well.
uyanmakA1
to wake upVerb
Saat yedide uyanıyorum.I wake up at seven o'clock.
yürümekA1
to walkVerb
Parkta yürüyorum.I'm walking in the park.
koşmakA1
to runVerb
Her gün koşuyorum.I run every day.
dönmekA1
to return / to turnVerb
Eve dönüyorum.I'm returning home.
çıkmakA1
to go out / to exitVerb
Dışarı çıkıyorum.I'm going out.
girmekA1
to enter / to go inVerb
İçeri gir.Go inside.
kalmakA1
to stay / to remainVerb
Burada kalıyorum.I'm staying here.
yaşamakA1
to liveVerb
İstanbul'da yaşıyorum.I live in Istanbul.
ölmekA1
to dieVerb
Çiçek öldü.The flower died.
doğmakA1
to be bornVerb
1990'da doğdum.I was born in 1990.
büyümekA1
to grow / to grow upVerb
İstanbul'da büyüdüm.I grew up in Istanbul.
sevmekA1
to love / to likeVerb
Seni seviyorum.I love you.
beğenmekA1
to like / to appreciateVerb
Bu filmi beğendim.I liked this movie.
nefret etmekA1
to hateVerb
Yalandan nefret ediyorum.I hate lies.
aramakA1
to search / to callVerb
Seni arıyorum.I'm calling you.
bulmakA1
to findVerb
Anahtarı buldum.I found the key.
kaybetmekA1
to loseVerb
Anahtarımı kaybettim.I lost my key.
kazanmakA1
to win / to earnVerb
Maçı kazandık.We won the match.
açmakA1
to openVerb
Kapıyı aç.Open the door.
kapatmakA1
to closeVerb
Pencereyi kapat.Close the window.
açılmakA1
to be opened / to open (intransitive)Verb
Kapı açıldı.The door opened.
kapanmakA1
to be closed / to close (intransitive)Verb
Mağaza kapandı.The store closed.
almakA1
to take / to buy / to getVerb
Kitap alıyorum.I'm buying a book.
biriktirmekA1
to save / to collectVerb
Para biriktiriyorum.I'm saving money.
kullanmakA1
to useVerb
Telefon kullanıyorum.I'm using the phone.
geçmekA1
to pass / to crossVerb
Köprüden geçiyorum.I'm crossing the bridge.
geçirmekA1
to spend (time) / to passVerb
İyi zaman geçirdim.I had a good time.
sürmekA1
to continue / to last / to driveVerb
Film iki saat sürüyor.The movie lasts two hours.
göstermekA1
to showVerb
Bana göster.Show me.
yardım etmekA1
to helpVerb
Sana yardım edebilir miyim?Can I help you?
sormakA1
to askVerb
Bir soru soruyorum.I'm asking a question.
cevap vermekA1
to answerVerb
Soruya cevap veriyorum.I'm answering the question.
tanımakA1
to know (a person)Verb
Onu tanıyorum.I know him/her.
tanışmakA1
to meet / to get to knowVerb
Seninle tanışmak güzeldi.It was nice to meet you.
buluşmakA1
to meet upVerb
Yarın buluşalım.Let's meet tomorrow.
gülmekA1
to laughVerb
Çok gülüyorum.I'm laughing a lot.
ağlamakA1
to cryVerb
Bebek ağlıyor.The baby is crying.
gülümsemekA1
to smileVerb
Bana gülümsüyor.He/She is smiling at me.
giymekA1
to wear / to put onVerb
Kırmızı elbise giyiyorum.I'm wearing a red dress.
çıkarmakA1
to take off / to removeVerb
Ayakkabılarımı çıkarıyorum.I'm taking off my shoes.
yıkamakA1
to washVerb
Ellerimi yıkıyorum.I'm washing my hands.
taşımakA1
to carry / to moveVerb
Bavul taşıyorum.I'm carrying a suitcase.
koymakA1
to putVerb
Kitabı masaya koydum.I put the book on the table.
çekmekA1
to pull / to take (photo)Verb
Fotoğraf çekiyorum.I'm taking a photo.
itmekA1
to pushVerb
Kapıyı it.Push the door.
tutmakA1
to hold / to catchVerb
Elimi tut.Hold my hand.
atmakA1
to throw / to throw awayVerb
Çöpü at.Throw away the trash.
kesmekA1
to cutVerb
Ekmek kesiyorum.I'm cutting bread.
kırmakA1
to breakVerb
Bardağı kırdım.I broke the glass.
yakmakA1
to burnVerb
Ateş yakıyorum.I'm starting a fire.
söndürmekA1
to extinguish / to turn offVerb
Işığı söndür.Turn off the light.
içermekA1
to contain / to includeVerb
Bu yemek glüten içeriyor.This food contains gluten.
davet etmekA1
to inviteVerb
Seni davet ediyorum.I'm inviting you.
kabul etmekA1
to acceptVerb
Daveti kabul ediyorum.I accept the invitation.
reddetmekA1
to refuse / to rejectVerb
Teklifi reddettim.I rejected the offer.
seçmekA1
to choose / to selectVerb
Kırmızıyı seçiyorum.I'm choosing the red one.
değiştirmekA1
to changeVerb
Fikrimi değiştirdim.I changed my mind.
değişmekA1
to change (intransitive)Verb
Her şey değişti.Everything changed.
takip etmekA1
to followVerb
Beni takip et.Follow me.
korkmakA1
to be afraid / to fearVerb
Karanlıktan korkuyorum.I'm afraid of the dark.
güvenmekA1
to trustVerb
Sana güveniyorum.I trust you.
umut etmekA1
to hopeVerb
İyi olmasını umut ediyorum.I hope it will be good.
inanmakA1
to believeVerb
Sana inanıyorum.I believe you.
büyükA1
big / largeAdjective
Büyük bir ev.A big house.
küçükA1
small / littleAdjective
Küçük çocuk.Small child.
uzunA1
long / tallAdjective
Uzun saç.Long hair.
kısaA1
shortAdjective
Kısa etek.Short skirt.
yüksekA1
high / tallAdjective
Yüksek bina.Tall building.
alçakA1
lowAdjective
Alçak masa.Low table.
genişA1
wide / spaciousAdjective
Geniş oda.Spacious room.
darA1
narrow / tightAdjective
Dar sokak.Narrow street.
kalınA1
thick / fatAdjective
Kalın kitap.Thick book.
inceA1
thinAdjective
İnce kumaş.Thin fabric.
ağırA1
heavyAdjective
Ağır bavul.Heavy suitcase.
hafifA1
light (weight)Adjective
Hafif çanta.Light bag.
güçlüA1
strong / powerfulAdjective
Güçlü adam.Strong man.
zayıfA1
weak / thinAdjective
Zayıf çocuk.Thin child.
yeniA1
newAdjective
Yeni araba.New car.
eskiA1
oldAdjective
Eski ev.Old house.
gençA1
youngAdjective
Genç kız.Young girl.
yaşlıA1
old / elderlyAdjective
Yaşlı adam.Old man.
iyiA1
good / wellAdjective
İyi insan.Good person.
kötüA1
badAdjective
Kötü hava.Bad weather.
güzelA1
beautiful / niceAdjective
Güzel manzara.Beautiful view.
çirkinA1
uglyAdjective
Çirkin bina.Ugly building.
temizA1
cleanAdjective
Temiz oda.Clean room.
kirliA1
dirtyAdjective
Kirli tabak.Dirty plate.
sıcakA1
hot / warmAdjective
Sıcak hava.Hot weather.
soğukA1
coldAdjective
Soğuk su.Cold water.
ılıkA1
warm / lukewarmAdjective
Ilık çay.Warm tea.
serinA1
coolAdjective
Serin hava.Cool weather.
kolayA1
easyAdjective
Kolay soru.Easy question.
zorA1
difficult / hardAdjective
Zor sınav.Difficult exam.
hızlıA1
fast / quickAdjective
Hızlı araba.Fast car.
yavaşA1
slowAdjective
Yavaş yürü.Walk slowly.
yakınA1
near / closeAdjective
Yakın market.Nearby market.
uzakA1
far / distantAdjective
Uzak şehir.Far city.
zenginA1
rich / wealthyAdjective
Zengin adam.Rich man.
fakirA1
poorAdjective
Fakir aile.Poor family.
mutluA1
happyAdjective
Mutlu insanlar.Happy people.
mutsuzA1
unhappy / sadAdjective
Mutsuz çocuk.Sad child.
üzgünA1
sad / sorryAdjective
Çok üzgünüm.I'm very sorry.
memnunA1
satisfied / pleasedAdjective
Memnun musunuz?Are you satisfied?
kızgınA1
angryAdjective
Kızgın görünüyorsun.You look angry.
sinirliA1
nervous / irritatedAdjective
Sinirli adam.Irritated man.
yorgunA1
tiredAdjective
Çok yorgunum.I'm very tired.
dinçA1
energetic / freshAdjective
Dinç hissediyorum.I feel energetic.
hastaA1
sick / illAdjective
Hastayım.I'm sick.
sağlıklıA1
healthyAdjective
Sağlıklı yaşam.Healthy life.
doluA1
fullAdjective
Dolu bardak.Full glass.
boşA1
empty / freeAdjective
Boş sandalye.Empty chair.
meşgulA1
busy / occupiedAdjective
Çok meşgulüm.I'm very busy.
serbestA1
freeAdjective
Serbest zamanım var.I have free time.
sessizA1
quiet / silentAdjective
Sessiz oda.Quiet room.
gürültülüA1
noisy / loudAdjective
Gürültülü sokak.Noisy street.
aydınlıkA1
bright / lightAdjective
Aydınlık oda.Bright room.
karanlıkA1
darkAdjective
Karanlık gece.Dark night.
parlakA1
bright / shinyAdjective
Parlak yıldız.Bright star.
matA1
matte / dullAdjective
Mat boya.Matte paint.
kuruA1
dryAdjective
Kuru saç.Dry hair.
ıslakA1
wetAdjective
Islak zemin.Wet floor.
düzA1
flat / straightAdjective
Düz yol.Straight road.
eğriA1
crooked / curvedAdjective
Eğri çizgi.Curved line.
doğruA1
correct / right / straightAdjective
Doğru cevap.Correct answer.
yanlışA1
wrong / incorrectAdjective
Yanlış cevap.Wrong answer.
önemliA1
importantAdjective
Önemli toplantı.Important meeting.
önemsizA1
unimportant / insignificantAdjective
Önemsiz detay.Unimportant detail.
gerekliA1
necessaryAdjective
Gerekli belgeler.Necessary documents.
gereksizA1
unnecessaryAdjective
Gereksiz alışveriş.Unnecessary shopping.
farklıA1
differentAdjective
Farklı renkler.Different colors.
aynıA1
sameAdjective
Aynı renk.Same color.
benzerA1
similarAdjective
Benzer arabalar.Similar cars.
tuhafA1
strange / weirdAdjective
Tuhaf ses.Strange sound.
normalA1
normalAdjective
Normal durum.Normal situation.
ilginçA1
interestingAdjective
İlginç film.Interesting movie.
sıkıcıA1
boringAdjective
Sıkıcı ders.Boring lesson.
eğlenceliA1
fun / entertainingAdjective
Eğlenceli parti.Fun party.
yolA2
road / wayNoun
Yol çok uzun.The road is very long.
haritaA2
mapNoun
Haritaya bakıyorum.I am looking at the map.
yönA2
directionNoun
Doğru yönde gidiyoruz.We are going in the right direction.
beklemekA2
to waitVerb
Seni bekliyorum.I am waiting for you.
rezervasyonA2
reservationNoun
Rezervasyon yaptım.I made a reservation.
valizA2
suitcaseNoun
Valizimi hazırladım.I prepared my suitcase.
pasaportA2
passportNoun
Pasaportumu unuttum.I forgot my passport.
vizeA2
visaNoun
Vizeye ihtiyacım var.I need a visa.
turistA2
touristNoun
Turistler geldi.The tourists came.
ülkeA2
countryNoun
Hangi ülkeden geliyorsunuz?Which country are you from?
sınırA2
borderNoun
Sınırdan geçtik.We crossed the border.
mesafeA2
distanceNoun
Mesafe çok uzak.The distance is very far.
yolcuA2
passengerNoun
Yolcular bindi.The passengers boarded.
kabinA2
cabinNoun
Kabinde oturuyorum.I am sitting in the cabin.
girişA2
entranceNoun
Giriş nerede?Where is the entrance?
çıkışA2
exitNoun
Çıkış sağda.The exit is on the right.
seyahatA2
travel / journeyNoun
İyi seyahatler!Have a good trip!
geziA2
trip / tourNoun
Güzel bir gezi yaptık.We had a nice trip.
turA2
tourNoun
Şehir turu yapıyoruz.We are doing a city tour.
anıA2
memory / souvenirNoun
Güzel anılarım var.I have beautiful memories.
meslekA2
profession / occupationNoun
Mesleğiniz ne?What is your profession?
mühendisA2
engineerNoun
Babam mühendis.My father is an engineer.
avukatA2
lawyerNoun
Avukat mahkemede.The lawyer is in court.
polisA2
policeNoun
Polis yardım ediyor.The police are helping.
askerA2
soldierNoun
Askerlik yaptı.He did military service.
kağıtA2
paperNoun
Kağıda yazdım.I wrote it on paper.
kalemA2
pen / pencilNoun
Kalemim yok.I don't have a pen.
başarıA2
successNoun
Başarılar dilerim!I wish you success!
alışverişA2
shoppingNoun
Alışveriş yapıyoruz.We are shopping.
kasaA2
cash register / cashierNoun
Kasaya gidelim.Let's go to the cashier.
sepetA2
basket / cartNoun
Sepete koy.Put it in the basket.
poşetA2
plastic bagNoun
Poşet istiyorum.I want a bag.
fişA2
receiptNoun
Fişi saklayın.Keep the receipt.
nakitA2
cashNoun
Nakit ödüyorum.I'm paying with cash.
kartA2
cardNoun
Kartla ödeyebilir miyim?Can I pay by card?
kredi kartıA2
credit cardNoun
Kredi kartı kabul ediyor musunuz?Do you accept credit cards?
ödemeA2
paymentNoun
Ödeme yaptım.I made the payment.
para üstüA2
change (money)Phrase
Para üstü kalsın.Keep the change.
bozuklukA2
small changeNoun
Bozukluğunuz var mı?Do you have change?
liraA2
lira (Turkish currency)Noun
Yüz lira.One hundred liras.
kuruşA2
kuruş (Turkish cents)Noun
Elli kuruş.Fifty kuruş.
promosyonA2
promotion / saleNoun
Promosyon var.There is a promotion.
kampanyaA2
campaign / special offerNoun
Kampanya başladı.The campaign started.
renkA2
colorNoun
Hangi renk?Which color?
sağlıkA2
healthNoun
Sağlığınıza!To your health! (Cheers!)
hastaA2
sick / patientAdjective
Hastayım.I am sick.
ilaçA2
medicine / medicationNoun
İlaç içiyorum.I am taking medicine.
reçeteA2
prescription / recipeNoun
Reçete yazın lütfen.Please write a prescription.
ağrıA2
pain / acheNoun
Ağrım var.I have pain.
acıA2
pain / bitterNoun
Acı çekiyorum.I am in pain.
saçA2
hairNoun
Saçımı kestirdim.I got my hair cut.
yüzA2
faceNoun
Yüzümü yıkadım.I washed my face.
gözA2
eyeNoun
Gözlerim ağrıyor.My eyes hurt.
kulakA2
earNoun
Kulağım ağrıyor.My ear hurts.
burunA2
noseNoun
Burnum akıyor.My nose is running.
ağızA2
mouthNoun
Ağzını aç.Open your mouth.
dişA2
toothNoun
Dişim ağrıyor.My tooth hurts.
dilA2
tongue / languageNoun
Dilimi yaktım.I burned my tongue.
boyunA2
neckNoun
Boynum tutuldu.My neck is stiff.
omuzA2
shoulderNoun
Omzum ağrıyor.My shoulder hurts.
kolA2
armNoun
Kolum kırıldı.My arm is broken.
elA2
handNoun
Elimi yıkıyorum.I am washing my hands.
parmakA2
finger / toeNoun
Parmağım acıyor.My finger hurts.
sırtA2
backNoun
Sırtım ağrıyor.My back hurts.
belA2
waist / lower backNoun
Belim tutuldu.My lower back is stiff.
bacakA2
legNoun
Bacağım uyuştu.My leg fell asleep.
dizA2
kneeNoun
Dizim ağrıyor.My knee hurts.
ayakA2
foot / legNoun
Ayağımı burktu.I sprained my ankle.
kanA2
bloodNoun
Kan basıncım yüksek.My blood pressure is high.
gripA2
fluNoun
Grip oldum.I got the flu.
nezleA2
cold (illness)Noun
Nezle oldum.I caught a cold.
öksürükA2
coughNoun
Öksürüğüm var.I have a cough.
ateşA2
fever / fireNoun
Ateşim var.I have a fever.
baş dönmesiA2
dizzinessNoun
Baş dönmem var.I have dizziness.
bulantıA2
nauseaNoun
Bulantım var.I have nausea.
ishalA2
diarrheaNoun
İshalim var.I have diarrhea.
kabızlıkA2
constipationNoun
Kabızlığım var.I have constipation.
alerjiA2
allergyNoun
Alerjim var.I have an allergy.
enfeksiyonA2
infectionNoun
Enfeksiyon kaptım.I caught an infection.
yaraA2
wound / injuryNoun
Yaram var.I have a wound.
kesikA2
cutNoun
Parmağımda kesik var.I have a cut on my finger.
bereA2
bruiseNoun
Berem var.I have a bruise.
yanıkA2
burnNoun
Yanık yaptım.I got a burn.
pansumanA2
bandage / dressingNoun
Pansuman yaptım.I put on a bandage.
iğneA2
needle / injectionNoun
İğne oldum.I got an injection.
ameliyatA2
surgery / operationNoun
Ameliyat olacağım.I will have surgery.
randevuA2
appointmentNoun
Randevum var.I have an appointment.
muayeneA2
examinationNoun
Muayene olduk.We had an examination.
tahlilA2
test / analysisNoun
Kan tahlili yaptırdım.I had a blood test done.
hobiA2
hobbyNoun
Hobim nedir?What is my hobby?
eğlenceA2
entertainment / funNoun
Eğlence için gidiyoruz.We are going for fun.
dergiA2
magazineNoun
Dergi okuyorum.I am reading a magazine.
gazeteA2
newspaperNoun
Gazete okuyorum.I am reading the newspaper.
programA2
program / showNoun
Program başladı.The program started.
diziA2
TV seriesNoun
Dizi izliyoruz.We are watching a series.